Borçlar Hukuku Nedir ve Hangi Davalara Bakar?
Borçlar hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) bu alanın temel kaynağıdır. Borçların üç kaynağı vardır: sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme. Her kaynağın ayrı dava türleri ve zamanaşımı süreleri bulunur.
Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülür. Ticari nitelik taşıyorsa Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Tüketici işlemlerinde ise Tüketici Mahkemesi ya da Tüketici Hakem Heyeti yetkilidir. Yanlış mahkemede dava açmak zaman ve maliyet kaybına yol açar.
TBK'nın genel hükümleri tüm borç ilişkilerine uygulanır. Özel hükümler ise satış, kira, hizmet, eser ve vekalet gibi sözleşme türlerine özgü kurallar içerir. Bu iki katman birlikte değerlendirilmeden doğru bir hukuki strateji belirlenemez.
Borçlar hukukunun en sık karşılaşılan dava türleri şunlardır: alacak ve tazminat davaları, sözleşmeden dönme ve fesih davaları, haksız fiil davaları, tüketici uyuşmazlıkları ve banka ile finans kurumlarına karşı açılan davalar.
Sözleşme Hazırlama ve Müzakere: Hukuki Güvencenin Temeli
Bir sözleşmenin hukuki geçerliliği için tarafların karşılıklı ve uygun irade beyanında bulunması gerekir. TBK'da kural olarak sözleşmelerin herhangi bir şekle tabi olmadığı benimsenmiştir. Tapu devri, kefalet ve belirli ticari sözleşmeler gibi istisnalar yazılı ya da resmî şekil şartına tabidir.
Müzakere aşamasında gözden kaçırılan maddeler sonradan büyük uyuşmazlıklara zemin hazırlar. Cezai şart miktarı, fesih bildirimi süresi, cayma tazminatı ve uyuşmazlık çözüm yeri (tahkim veya mahkeme) bu maddelerin başında gelir. Taslak hazırlanırken karşı tarafın eklediği standart klozlar mutlaka incelenmelidir.
Ticari sözleşmelerde kur riski, enflasyon endekslemesi ve mücbir sebep tanımı kritik önem taşır. Bu maddelerin eksik bırakılması, beklenmedik koşullarda tarafı ciddi yükümlülüklerle karşı karşıya bırakabilir. Sözleşme müzakeresi aşamasından itibaren alınan hukuki destek, ilerleyen dava süreçlerini büyük ölçüde önler.
Sözleşme değişikliği (tadilat) de yazılı ve imzalı olmalıdır. Sözlü değişiklikler ispat güçlüğü yaratır. Taraflardan birinin alışkanlık hâline getirdiği davranışlar zaman zaman sözleşmenin zımni değişikliğine yol açabilir; bu durumu önlemek için her değişikliğin yazılı hale getirilmesi gerekir.
Sözleşmeden Dönme ve Fesih Davalarında Hukuki Süreç
Dönme ve fesih, sözleşmeyi sona erdiren iki farklı hukuki araçtır. Dönme hakkı, ani edimli borç ilişkilerinde (satış, eser sözleşmesi) uygulanır. Dönme beyanı karşı tarafa ulaştığında sözleşme baştan geçersiz sayılır. Taraflar karşılıklı olarak aldıklarını iade etmek zorundadır.
Fesih hakkı ise kira, hizmet ve franchising gibi sürekli edimli ilişkilerde kullanılır. Fesih beyanı yalnızca gelecekteki edimleri sona erdirir; geçmiş edimlere etkisi yoktur. Feshin zamanında ve usulüne uygun yapılmaması tazminat yükümlülüğü doğurabilir.
Ticari işlemlerde dönme beyanı şekle bağlıdır. TBK m. 18 uyarınca ticari işlemlerde dönme ya da fesih beyanı; noter kanalıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla ya da güvenli elektronik imzayla gönderilmiş e-posta ile yapılmalıdır. Şekle uyulmaması beyanın hüküm doğurmamasına yol açabilir.
Ayıplı ifa durumunda alıcının dört seçimlik hakkı vardır: sözleşmeden dönme, bedelin indirilmesi, ücretsiz onarım talebi veya ayıpsız olanla değiştirme. Bu haklar TBK m. 227'de düzenlenmiştir. Seçimlik haklar arasında dönme en kapsamlısıdır; yalnızca orantısız küçük ayıplarda kısıtlanabilir.
Tazminat ve Alacak Davalarında Zamanaşımı
TBK m. 146 uyarınca genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu süre, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımı def'i resen uygulanmaz; borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir.
Kira alacaklarında 5 yıllık özel zamanaşımı süresi geçerlidir (TBK m. 147/1). Haksız fiilden doğan tazminatlarda ise zamanaşımı iki aşamalıdır: zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlükârda fiilin işlendiği tarihten 10 yıl (TBK m. 72). Zarar kasıtlı olarak verilmişse ceza zamanaşımı uygulanır ve süre uzayabilir.
Zamanaşımı kesilirse süre yeniden başlar. Kesme nedenleri arasında dava açma, icra takibi başlatma, borcun ikrar edilmesi ve arabuluculuk başvurusu sayılabilir. Zamanaşımı durması ise süreyi askıya alır; durmayı doğuran hal ortadan kalkınca kalan süre işlemeye devam eder.
Alacak davasında talebinizi doğru hesaplamak da kritiktir. Asıl alacak, işlemiş faiz ve yargılama giderleri birlikte talep edilmelidir. Faiz türü (yasal, ticari veya avans) ve başlangıç tarihi hatalı belirlenirse dava kısmen reddedilebilir.
Banka ve Finans Hukukunda Sözleşme Uyuşmazlıkları
Banka ile tüketici arasındaki kredi sözleşmeleri, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında değerlendirilir. Hukuka aykırı faiz, komisyon ve masraflar tüketici mahkemesinde iptal ettirilebilir; ödenen fazla tutarlar geri alınabilir.
Konut kredilerinde erken ödeme yapıldığında bankanın talep edebileceği erken ödeme ücreti yasal bir üst sınıra tabidir. Bu sınırı aşan taleplere itiraz edilebilir. Değişken faizli kredilerde bankanın tek taraflı faiz artışı, belirli koşulların dışına çıkıyorsa sözleşme feshi hakkı doğurabilir.
Ticari kredi sözleşmeleri TKHK kapsamı dışındadır; bu davalarda Bankacılık Kanunu ve TBK birlikte uygulanır. İşletmeler, banka tarafından tek taraflı değiştirilen kredi koşullarına karşı itiraz davaları açabilir. Ticari akreditif, teminat mektubu ve faktorinğe ilişkin uyuşmazlıklar Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülür.
Banka ile uyuşmazlık yaşandığında öncelikle bankanın iç şikayet mekanizması ile Finansal Tüketici Şikayet Portalı denenmelidir. Bu yolların sonuçsuz kalması durumunda tüketici mahkemesi ya da arabuluculuk yoluna başvurulabilir.
Tüketici Hukuku Uyuşmazlıkları: Hakem Heyeti ve Dava 2026
2026 yılı itibarıyla Tüketici Hakem Heyeti (THH) parasal sınırı 186.000 TLolarak belirlenmiştir. Bu tutarın altındaki uyuşmazlıklarda THH'ye başvurmak zorunludur; tüketici mahkemesine doğrudan dava açılamaz. 186.000 TL üstündeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemesi görevlidir.
THH başvurusu e-Devlet üzerinden veya ilgili ilçe kaymakamlığına şahsen yapılabilir. Başvuru süresi uyuşmazlığı öğrenmeden itibaren 6 aydır. Heyetin kararları taraflar için bağlayıcıdır; üst sınıra kadar olan uyuşmazlıklarda itiraz yolu kısıtlıdır.
Tüketici hakları kapsamındaki başlıca uyuşmazlık konuları şunlardır: ayıplı mal ve hizmet, mesafeli satış ve cayma hakkı, abonelik sözleşmelerinin feshi, konut ve taşıt satışlarındaki garanti hakları, haksız sözleşme koşulları ve devre tatil sözleşmeleri.
Tüketici mahkemelerinde dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılırsa mahkeme davayı usulden reddeder. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanak mahkemeye sunularak dava açılabilir.
Arabuluculuk ve Uzlaştırma: Hızlı Çözüm Yolları
Arabuluculuk; tarafların bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişi eşliğinde uyuşmazlığı çözdüğü alternatif bir yöntemdir. Zorunlu arabuluculuk belirli dava türlerinde dava şartı olarak getirilmiştir. İhtiyari arabuluculuk ise tarafların kendi inisiyatifleriyle her zaman başvurabileceği bir seçenektir.
Ticari uyuşmazlıklarda ve iş hukuku davalarında arabuluculuk dava şartıdır. Tüketici uyuşmazlıklarında 186.000 TL üstü için de dava şartı olarak uygulanmaktadır. Arabuluculuk süreci ortalama 3 hafta içinde tamamlanır; mahkeme sürecine kıyasla dramatik biçimde kısadır.
Bursa'da arabuluculuk başvuruları Bursa Adliyesi bünyesindeki Arabuluculuk Bürosu üzerinden yürütülmektedir. Osmangazi'de ikamet edenler büroyu şahsen ziyaret edebildiği gibi UYAP Vatandaş Portalı üzerinden e-Devlet ile çevrimiçi başvuru yapabilmektedir. Arabulucu listesi Adalet Bakanlığı'nın Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından her yıl güncellenir; taraflar listeden ortak bir arabulucu seçebilir.
Arabuluculuk sonucunda imzalanan anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi alındıktan sonra mahkeme ilamı gibi hüküm doğurur. Taraflardan biri anlaşmayı yerine getirmezse ilam niteliğindeki bu belgeye dayanılarak doğrudan icra takibi başlatılabilir.
Haksız Fiilden Doğan Tazminat Davaları
Haksız fiil sorumluluğu TBK m. 49'da düzenlenmiştir. Tazminata hükmedilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: kusur (kasıt veya ihmal), zarar (maddi ya da manevi) ve illiyet bağı (kusur ile zarar arasındaki nedensellik). Bu üç koşuldan birinin eksikliği davayı reddettirır.
Maddi tazminat; fiilî zarar ve yoksun kalınan kazanç olmak üzere iki kalemden oluşur. Fiilî zarar mevcut mal varlığındaki azalmadır. Yoksun kalınan kazanç ise olayın gerçekleşmemesi halinde elde edilecek geliri ifade eder. Her iki kalem de somut delillerle ispatlanmalıdır.
Manevi tazminat TBK m. 56 kapsamında talep edilebilir. Bedene zarar, kişilik hakkı ihlali ve yakınını kaybetme gibi durumlarda mahkeme ağırlık ve önemi dikkate alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirler. Manevi tazminat cezalandırıcı değil, denkleştirici bir işlev görür.
İstihdam edenin sorumluluğu TBK m. 66'da yer alır. Çalışanın işi sırasında üçüncü kişiye verdiği zarardan işveren de sorumlu tutulur. İşveren, gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Bu sorumluluk türü iş kazaları ve meslekî ihmal davalarında sıkça gündeme gelir.
Sözleşme veya alacak sorununuz mu var?
İlk değerlendirme ücretsizdir. Hemen iletişime geçin.
Sık Sorulan Sorular
Sözleşmeden dönme ile fesih arasındaki fark nedir?+
Alacak davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?+
Tüketici hakem heyetine nasıl başvurulur?+
Tüketici mahkemesine başvurmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?+
Banka kredi sözleşmesine itiraz edilebilir mi?+
Haksız fiil tazminatı için ne gerekir?+
Yazılı sözleşme yoksa tazminat talep edilebilir mi?+
Arabuluculuk ne kadar sürer ve maliyeti var mı?+
Sözleşmeden dönünce ne geri alınabilir?+
Sözleşme ve Borç Uyuşmazlıklarında Yanınızdayız
Alacak davası, sözleşme feshi, tüketici hakkı ya da haksız fiil — her konuda Av. M. Haşim Alan Hukuk Bürosu hizmetinizdedir. İlk görüşme ücretsizdir.
Gülbahçe Mah. Dr. Sadık Ahmet Cad. No:17-19 D:52, Osmangazi / Bursa